ÖZET
Son günlerde her türlü insan ilişkisinde önemli rol oynadığı kabul edilen karşı aktarım özellikle hekim hasta ilişkisinde, hastanın hastalık tablosu ve ihtiyaçlarına uygun tedaviyi almasına engel olabilecek faktörler arasında kabul edildiğinden farkındalık geliştirilmesi gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Özellikle disosiyatif bozukluklar, konversiyon bozukluğu, kişilik patolojileri gibi tedavi ekibinde negatif duygular uyandırabilen, hastanın temel tedavi ihtiyaçlarını gözden kaçırılabileceği durumlarda daha sıklıkla karşılaşılmakta ve zaman zaman hastalarda öncelikle temaruz düşünülmesi eğilimi ortaya çıkmaktadır.
Burada psikiyatri kliniğinde yatarak tedavi gören iki disosiyatif bozukluk olgusu üzerinden karşı aktarım anlatılmakla birlikte, tüm tıp dalları için karşı aktarımın tedavinin aksamasına neden olabilecek önemli bir sorun olabileceğinin altı çizilmeye çalışılacaktır.